Nedendir bilmiyorum yazıma isim düşünürken Yan yattı, çamura battı cümlesi aklımda belirdi. Google’da arattım. İki tanım gözüme ilişti.

Yapılmayan bir iş sonrasında uydurulan bahaneler bütünü için kullanılan deyiş.*

Başarılamayan bir işin sonunda başarısızlığın kendisine ait olmadığını belirtmek için bir takım sudan bahaneler uydurmak.*

Bir tekerlemede geçen bu söz öbeğinin böyle bir anlamı olduğunu hiç düşünmemiştim daha önce. Düşününce, aslında düşünmediğim çok şey olduğunu düşünememe sebep olan bir düşünce oldu bu.

****

Bayramın olduğu ve bayramdan sonraki hafta izin alarak ailemin yanında zaman geçirmeye karar verdim (Yalan dolan, kelime oyunu bunlar yatış moduna geçtim işte ahaha). Bu süre zarfında yazılım ile alakalı konularla mümkün olduğunca ilgilenmemeye gayret gösterdim. Bıktım ulan (Şaka şaka).

İlk birkaç gün her uzun iznimde yaptığım Football Manager(FM 17) ile kafa boşaltma işlemine giriştim. Beni ne kulüpler istedi de gitmedim Galatasaray’ı en birinci yapmak için. Güzel maçlarımız dışında aklımda yer edinen bir diğer şey de fenerbahçenin 3 sezon sonra küme düşmesi oldu.

Bir yandan oyun oynarken bir yandan da The Tick adında bir dizi izledim. Konusu gücü olmayan bir muhasebeci ve garip mavi bir süper kahramanın maceraları gibi. Henüz yeni bir dizi ve 6 bölüm yayınlanmış. Ne öneririm derim, ne önermem derim.

Birkaç bölüm de Acayip Hikayeler izledim. Tüyler ürpertici, tuhaf çizgi-öykülerin yaratıcısı Galip Tekin’in hayal gücünden ekrana uyarlanan dizinin her bölümünde özgün bir hikaye ve oyuncu kadrosu yer alıyor ve 11 Bölüm.

Gerçek Kesit’e başlamaya çok uzak değilim bu sıralar. Youtube üzerinde bölümleri de var. 🤔 Ne deeeersiniiiiz başlayaaayım mı başlaaaayaayım değiiil miiğğ?

Haikyuu adında, ortaokulda geçen, bir voleybol takımının hikayesini anlatan anime izledim. Yaklaşık 15-20 dk’lık bölümlerden oluşan yayınlanmış 3 sezonu(25-25-10 Bölüm) bulunuyor.

Burada ayrı bir dünyaya giriyoruz

Buraya kadar sıkılıp gitmediyseniz ve hala okumaya devam edecekseniz o halde kitaplara geçebiliriz. (ve bir takım okuyucu sekmeyi kapatır…)

Dünya Okuma Yazma Günü hakkında twitterda gördüğüm Okuyarak kendini, yazarak dünyayı değiştirebilirsin. cümlesi bana okuduğum kitapları paylaşayım belki birilerinin ilgisini çeker düşüncesi doğurdu, yazarken başka amaçlarım da var ama her boku da açıklayacak değilim. Anlamanızı istesem daha iyi anlatırdım sonuçta. Hiç. (ve geriye kalan üç kişiden biri daha sekmeyi kapattı…)

Dinle Küçük Adam - Wilhelm Reich

Bu kitap internette kitaplarla ilgili önerilere bakarken karşıma çıktı, çokça önerildiğini görünce okuyayım dedim. Yazar karşısına küçük adamı almış konuşuyor gibi geçiyor. Fakat ben anlatım tarzını beğenmedim zaten bir yerden sonra tanıdıklarını küçük adamın yerine koyarak giydirmeye başlıyor gibi hissediyorsun.

Her şey senin elinde ve kimse senin kurtarıcın değil, başkalarının senin hakkında düşündüklerini bir kenara bırak ve sorgulamaya başla. Daha çok öğren, daha çok çalış, daha çok düşün. Anlamadığın şeylere saygı duymaktan, boyun eğmekten vazgeç.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku - İlhami Algör

Filminden(izlemedim) dolayı duyduğum bu kitabı birçok yerde görünce ilgimi çekmişti. Sevgili Ergenekon Yiğit, yazarı oldukça övünce okuyayım dedim. Kitabın giriş cümlesi beni en çok etkileyen yeri oldu onun dışında ben çok etkilenemedim ya da anlamadım bilmiyorum değişik bir anlatımı var.

“Evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim.”

Reading Zindanı Baladı - Oscar Wilde

Ezel dizisinde Ramiz Dayı’nın da okuduğu “Oysa herkes öldürür sevdiğini” şiiri bu kitapta geçiyor. Mutlu bir evlilik sonrası ayrılığı kaldıramayan bir adam, eşinin boğazını kesmesi sonucu idama mahkum edilir. Oscar Wilde’nin bir seneden fazla kaldığı hapishaneye son üç haftasını geçirmesi için getirilir ve Oscar Wilde adamdan etkilenerek kitabı yazar.

Babalar ve Oğullar - Ivan Turgenev

İki arkadaş olan Arkadiy ve Bazarov’un hikayesi anlatılıyor. Nasıl bir yorum yapacağımı bilemiyorum kitaba. İnsan ilişkileri, duyguları, davranışları çok garip. İnsanlar garip.

Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan

Yine filmi(izlemedim) olan bu kitabı ilk kez Serdar Kuzuloğlu’ndan duymuştum. Yine kitap hakkında inceleme yaparken üzerine makaleler bile yazılmış olduğunu gördüm. Ekşisözlükte de oldukça fazla yorum var. Psikolojik olarak sağlıklı durumda olmayan ana karakter Zebercet’in kafayı yakması anlatılıyor diyebilirim.

Sineklerin Tanrısı - William Golding

Savaş zamanı uçakla güvenli bir yere nakil edilen bir grup çocuğun kaza sonucu ıssız bir adaya düşmesini konu alıyor. Çocukta olsa güç insanı canavarlaştırabilen bir şey. Bu arada bu kitabın da filmi varmış ve izlemedim. Hatta iki kez çekilmiş bir kez daha çekiliyormuş ama tüm çocuklar diğer filmlerin ve kitabın aksine kız çocuğu olacak şekildeymiş bu sefer.

Ağır Roman - Metin Kaçan

Yine ismini çokça duyduğum ve izlemediğim bir film olan Ağır Roman’ı goodreads’te gezerken görünce bir bakayım diyerek okumaya başladım. İstanbul’da bir kenar mahalleyi konu alıyor.

Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck

Tarım işçisi olan akli dengesi bozuk ve onun zeki çocukluktan beri arkadaşının öyküsü. Yazar kitapta olayları hiç yorum yapmadan olduğu gibi anlatıyor ve her şeyi size bırakıyor. Kitabın sonunda Neşet Ertaş’tan Ah Yalan Dünya şarkısını dinleme gereği duydum etkilendim.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigory Petrov

Atatürk’ün okullarda okutulmasını istediği Finlandiya’nın nasıl kalkındığını anlatan bir kitap. Askeri, idari, tıbbi vs her açıdan örnekler var. Okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun. İçinde birçok güzel parça mevcut. Ayakkabı, reçel, yumurta kralları olan üç arkadaşın ve hastalıklara dikkat çeken bir doktorun hikayeleri benim çok ilgimi çekti.

Özünde her yaptığınız işi en iyi şekilde yaparsanız sadece kendinize değil dünyaya faydanız olur.

Kelebek - Henri Charrière

Yine filmi olan ve benim izlemediğim bir kitap kelebek. Haksız yere müebbet kürek cezası yiyen yazarın yıllar süren hapisten kaçış hikayesi. Ben aslında kaçıp intikam alacağını umarak okudum fakat öyle olmadı. Yazarın edindiği dostluklar ve yılmadan sergilediği çabası gerçekten okumaya değer.


Kitapların genel olarak ben de bıraktığı şey aslında sadece kitapların değil dünyanın, insanların diyebilirim; çoğumuzun açgözlü, kibirli, bencil ve düşüncesiz olduğu yönünde. Çok güzel kalpli insanlar da var elbette, sapla samanı ayırmak lazım tabii ama genel olarak biz insanlar temiz düşünmeyen canlılarız ne yazık ki.

Kitapları genel olarak goodreads üzerindeki yorumlara göre seçiyorum, üye olmanızı tavsiye ederim. Faydalı bir sosyal ağ.


Yazıma kendi yorumum

Teşekkür

  • Can Göktaş‘a önüme her zaman yazılarımda kullanabileceğim içerikleri bilmeden düşürdüğü için teşekkürler.
Aşkın Gedik Ruby on Rails Developer